Pandemi Krizinden Yeni Bir Vizyona: Tasarım Yolculuğum Nasıl Başladı?
Pandemi döneminin o belirsiz ve kapanmış atmosferi, herkes gibi benim hayatımı da derinden etkilemişti. Ticari dükkanımın kapanması, evde geçen hareketsiz günler ve zihinsel durgunluk süreci oldukça yıpratıcıydı. Zaman zaman çatıya çıkıp “Ne yapmalıyım, hayatımı nasıl yönlendirmeliyim?” diye düşündüğümü, gitar çalarak ve kitap okuyarak kafamı boşaltmaya çalıştığımı dün gibi hatırlıyorum.
Kısıtlamalar esnemeye başladığında artık net bir karara varmıştım: Hayatımı yeniden düzene sokmalıydım. İstanbul’da off-road araçları hazırlayan bir abimin yanında işe girmeye karar verdim. Ailemden uzak kalacaktım ama harekete geçmek zorundaydım. Babamla birlikte yola çıktık; hatta bu yolculuk esnasında ileride yaşamımın merkezi olacak Hereke’yi ilk kez o zaman tanıdım.
İstanbul’a vardığımızda babamın iş ortağıyla gerçekleşen bir toplantıya ben de katıldım. Masada tam olarak şu cümle kuruldu: “Yeni projemizde grafik tasarım ve video kurgu yapacak birine ihtiyacımız var, Ömer’i düşündüm, ne dersiniz?”
Otomotiv alanında bir iş için geldiğim İstanbul’da karşıma bambaşka bir kapı açılmıştı. Teklifi kabul ettim. Başlarda ofiste tek başıma kalıyor, gündüzleri çalışıp geceleri YouTube üzerinden binlerce eğitim videosu izleyerek işi mutfağında öğrenmeye çalışıyordum. Bir süre sonra bu işi tam anlamıyla çözebilmek için profesyonel bir eğitime ihtiyacım olduğuna karar verdim.
Ailemin Hereke’ye taşınmasıyla birlikte ben de buraya yerleştim. İşi öğrenmek adına önce Fatih’teki bir prodüksiyon ekibinin yanında zaman geçirdim. Ancak bu süreçte çok önemli bir gerçeği kavradım: Bedelini ödemediğin hiçbir işi gerçekten öğrenemezsin.
Bu kararlılıkla kapsamlı bir akademi eğitimi için anlaştım. 4 ay boyunca Photoshop, Premiere Pro, After Effects ve diğer Adobe programlarının yanı sıra WordPress ve temel kodlama (Sublime Text) eğitimleri aldım. Online derslerin yanı sıra Hereke ile Mecidiyeköy arasında mekik dokudum, saatlerce toplu taşıma kullandım ama o bedeli ödemekten bir an olsun çekinmedim.
Bu gelişim yolculuğunda hem yüz yüze eğitim aldığım Tolga hocama hem de dijitalde içeriğiyle ufkumu açan Onur Naci Öztürkler’e ne kadar teşekkür etsem azdır.
Bugün geldiğim noktada biliyorum ki bu sektörde “en iyisi oldum” demek mümkün değil; çünkü teknolojiler ve uygulamalar her an gelişiyor. Ancak o gün çatıda kara kara düşünen genç ile bugün üreten, kurgulayan ve tasarlayan ben arasındaki farkı yaratan şey; o bedeli ödemekten korkmamış olmamdır.
